işçiler, ırgatlar, köylüler, zanaatkârlar, subaylar, memurlar, emekliler, atatürkçü toplumcu aydınlar, tüm emekçiler…
sevgili yurttaşlar…
millî kurtuluş savaşımızı zafere ulaştırdıktan 43 yıl sonra istiklâlimizi, bağımsızlığımızı yeniden kazanmak zorundayız. yardım bahanesiyle gelen amerika 1947′den beri yurdumuza adım adım yerleşmiştir. vatan topraklarının 35 milyon metre karesi amerikan işgalindedir. bu üslere türk polisi, türk hâkimi, türk komutanı, hatta türk bakanı giremez. bu üsler, türk toprakları üzerinde amerikan bayrağının dalgalandığı birer küçük amerika’dır. önce yardım heyetleri olarak başkentimize yerleştiler. şimdi her bakanlıkta uzmanları var. bunlar amerikan hükümetinin uzman adı altında iş gören ajanlarıdır. artık devlet sırrı kalmamıştır. amerikalılar her işimizi bilirler. bilmekle kalmazlar, bizi istedikleri yola sürüklemek için gerekirse baskı da yaparlar. kıbrıs buhranı sırasında bu baskıların nereye kadar götürüldüğünü hep gördük, yunan emperyalizmini korumak için amerikalılar hükümetimizin önüne dikiliverdiler. amerikan cumhurbaşkanı, başbakanımıza ağır bir mektup yazdı. kıbrıs’a asker çıkarmağa kalkarsanız altıncı amerikan filosu yolunuzu kesecektir, dedi.
amerikalılar bütün millî servetlerimize de el atmışlardır. bir amerikalının hazırladığı petrol kanunu tasarısı devrik d.p. iktidarı zamanında büyük meclisten geçirilmiştir. bu kamına dayanan amerikan petrol kumpanyaları yurdumuzun petrol yataklarına el koymuştur. yurdumuzdaki petrolü biz devlet olarak serbestçe arayamaz, serbestçe işletemez duruma düşmüşüzdür. amerikan petrol şirketleri hükümetimize küstahça telgraflar çekmekte, devleti tehdide cüret etmektedir. amerikan kumpanyalarının imtiyazlarına dokunulamayacağını açıkça söyleyen, amerikanları savunan kimseler bu gün en yüksek sorumluluk yerlerinde bulunuyorlar. bunlar amerikan kumpanyalarının simsarları gibi konuşuyorlar. amerika madenlerimize de göz dikmiştir. elli adındaki bir amerikalıya hazırlatılan maden kanunu tasarısı mecliste kabul edilirse amerika kromumuza, bakırımıza, demirimize, uranyumumuza da tıpkı petrolümüz gibi el koyacaktır.
emekçi kardeş, yurttaş,
bu şartlar altında senin birinci vazifen yurdu yabancı hâkimi¬yetinden kurtarmaktır. millî kurtuluş savaşını kazandığımızdan 43 yıl sonra, yedisinden yetmişine kadar bütün yurttaşlar sefer¬ber olacağız. türkiye hiç bir devletin peyki, uydusu olamaz. amerika ne yoldan gelmişse o yoldan dışarı atılacaktır. halkımız elinin tersiyle küstahlara hak ettikleri cevabı verecektir: amerika’ya imtiyaz veren anlaşmaları feshedeceğiz. istiklâlimizi bağımsızlığımızı yeni baştan kazanacağız. bu, yalnız millet ola¬rak haysiyetle yaşamamız için değil, kalkınabilmemiz için de baş¬ta gelen temel şarttır.
tam bağımsız olmadıkça ne toprak reformu yapabiliriz, ne sana¬yi kurabiliriz, ne işsizliği önleyebiliriz, ne sosyal adaleti sağlayabiliriz. çünkü amerika yurdumuzda toprak ağalarına, kapkaççılara dayanıyor, türkiye’mizi iflâsa sürükleyen borçlandırma politikası ağaların, kap¬kaççıların gittikçe daha zengin, daha nüfuzlu, daha güçlü olmalarını sağlıyor. hür olmak, milletçe ve halk olarak hür olmak, insanca yaşa¬yabilmek için önce bileklerimizdeki şu ağır zincirleri kırmamız şarttır.
kardeşler,
diyeceksiniz ki, bu işi nasıl yapacağız? bizi amerikan uydusu, peyki, durumuna düşüren anlaşmaları feshetmek için senin büyük meclise girmen gerek. çünkü tam bağımsız bir devlet olmamızda yalnız senin menfaatin var. tıpkı yoksul köylüye toprak dağıtılmasında olduğu gibi; tıpkı dış ticaretin, bankacılığın, sigortacılığın millet malı yapılmasında olduğu gibi; tıpkı millî gelirin hakça bölüşülmesinde olduğu gibi… bü¬tün bu işlerde menfaati, hakkı olan sensin. şu halde bu işlerin basanla-bilmesi için de senin temsilcilerinin büyük meclise girmesi gerektir. büyük meclise senin temsilcilerin girmezse, bugünkü hayatında bir de¬ğişiklik olmasını boş yere bekleyeceksin.
düşün bir kere 1946′dan beri hükümetler senin oylarınla iş basma geliyor, yine senin oylarınla devriliyor. ama büyük meclise sen kendi temsilcilerini bugüne kadar sokmadığın için hükümetleri iş basma ge¬tirip devirmekten sana bir fayda gemliyor. çünkü şimdiye kadar oylarını verdiğin partilerden hiç bîri senin partin değildi. onlar ağaların, kapkaççıların menfaatlerine öncelik veren partilerdi. yine de öyledir.
bunun böyle olduğu, hükümetleri sen seçtiğin halde senin yoksul haya¬tında hiç bîr değişiklik olmamasından bellidir
emekçiler,
bu seçimlerde durum başka. şimdi, seçimlere senin öz par¬tin, türkiye işçi partisi de katılıyor. bizim partimizin milletvekili adaylarına bir göz at; 382 kişi bunlar. bu 382 kişinin 216 sı senin gibi kol emekçisi, ekmeğini bedeni ile çalışarak kazanan yurttaş. yani işçi, yani ırgat, yani yoksul köylü, yani zanaatkâr, yani teknisyen, yani küçük esnaf… geriye kalan 166’sı da hayatlarını se¬nin yoluna koymuş kafa işçileri: yani senin haklarını savunan, senin içinden çıkıp okuyabilmiş olan aydınlar, halktan yana avu¬katlar, doktorlar, mühendisler, emekli subaylar, öğretmenler, ya¬zarlar… yani namuslu aydınlar. aşağıdaki rakamlar iyice incele.
bak öteki partilerin listelerinde senden olan, yani yoksul halkın içinden çıkmış ya da yoksul halktan yana kaç milletvekili adayı var?
sana biz söyleyelim: ap’de 8, chp’de 18, ckmp’de 41, mp de 33, ytp’de 25 kişi. bunlar da sırf senin oyunu avlamak için üstelere kon¬muş, karşılarında türkiye işçi partisi var diye birkaç emekçiyi listele¬rine serpiştirmişler. sonra bunları da seçilecek yerlere koymamışlar, dikkat et. türkiye işçi partisinin listelerinde yer alan 216 kol emekçi¬sinin 9vi ilk dört sırada bulunuyor, yani seçilecek yerlerde.
buna karşılık öteki partilerin listeleri tüccarlar, toprak ağaları ve onlar hesabına çalışan sermayeci avukatlar, mühendisler, müteahhitlerle doludur. gözlerinin önüne serdiğimiz bu gerçeği, oy verirken sa¬kın unutma. tüm oylarını türkiye işçi partisi’ne verdin mi, mecliste senden 382 milletvekili olacaktır. ve senden olan bu milletvekilleri seni bugünkü yoksulluğundan kurtaracak kanunları en kısa zamanda çıkar¬tacaklardır. türkiye’mizi ileri bir toplum haline getirmek, tam bağım¬sızlığa yeniden kavuşturmak için gereken bütün adımlan atacaklardır.
kardeşler, çilekeş yurttaşlar,
her işin başı senin, temsilcilerinin, yani emekçi halkımızın iktidara gelmesidir. çünkü bağımsızlığı da, reformları da, sosyal adaleti de, de¬mokrasiyi de ancak senin temsilcilerin gerçekleştirebilir. çünkü bu iş¬lerin başarılmasında yalnız senin menfaatin vardır. ve yaratıca güç yal¬nız sendedir, emekçi halkımızdadır.
şimdi sana tip’in iktidara gelince yapacağı, muhalefette kalırsa ya¬pılmasını isteyeceği işleri bir bir anlatalım:
1 — dıs-politika:
türkiye işçi partisi tam bağımsızlığı bütün meselelerimizin çözümü için temel şan sayar. bundan dolayı tam bağımsızlık haysiyetli bir var¬lık hâlinde yaşamanın şartı olduğu kadar ekonomik kalkınmanın da temel şartıdır. türkiye işçi partisi emperyalizmin, sömürgeciliğin, devletlerin içişlerine karışılmasının ve her türlü harp kışkırtıcılığının ke-sinlikle karşısındadır.
türkiye işçi partisi tam bağımsız, yüzde yüz millî bir dış politika izleyecektir. bu, kurtuluş savaşının atatürk politikasına dönüştür. böyle bir politika birleşmiş milletler anayasası ilkeleri ışığında bütün devletlerle karşılıklı saygı ve tam eşitlik esasına göre ekonomik, sosyal, kültürel ve politik alanlarda dostluk münasebetleri kurmayı amaç bilir.
bundan dolayı türkiye işçi partisi:
a) yabancı devletlerle yapılmış bütün antlaşma ve sözleşmeleri, özellikle amerika birleşik devletleri ile imzalanmış ikili antlaşma ve sözleşmeleri gözden geçirecek ve bunlardan mîllî bağımsızlığımız ve millî menfaatlerimizle bağdaşmayanları derhal yürürlükten kaldıracak¬tır.
şöyle ki;
türkiye cumhuriyetinin imzalamış olduğu bu antlaşmalara daya¬narak yabancı devletlerin elde ettikleri siyasî, ekonomik, malî ve kazaî mahiyetteki her türlü imtiyazlara son verilecektir. yabancıların kurdu¬ğu askerî üsler kaldırılacaktır. misak-ı millî toprakları üzerinde mem¬leket dışı statüsüne tabiî bir karış toprak kalmayacaktır. böylece artık büyük meclisin kararı olmadan yurdumuzda üslenmiş yabancı devlet¬ler tarafından bir savaşa sürüklenmemiz ihtimali de kesinlikle ortadan kalkacaktır.
b) komşu devletlerle dostluk münasebetleri kurmak ve geliş¬tirmek atatürk dış politikasının temel ilkesi olmuştur. bu ilkenin mirasçısı olan türkiye işçi partisi sovyetler birliğiyle münasebetlerimizin iyileştirilmesi için son zamanlarda atılan adımları memnunlukla karşılar. ve bu yöndeki gelişmelerin karşılıklı say¬gı, itimat ve menfaate dayanan samimî dostluk münasebetleri şeklini almasını ister. ayrıca romanya, bulgaristan, yugoslavya ve arnavutluk ile yakın münasebetler kurulmasını tarafların men¬faatlerine uygun görür. emperyalist entrikalar yüzünden yunanistan’la bozulmuş olan münasebetlerimizin atatürk devrindeki seviyeye ulaştırılmasını, ırak, suriye ve bütün arap devletleriyle kardeşçe münasebetler kurulmasını zorunlu görür, iran ve pakistan’la münasebetlerimizin tam bağımsız, antiemperyalist dış poli¬tika mihveri etrafında yeniden ele alınmasını ve sağlam dostluklar hâlinde geliştirilmesini amaç bilir. türkiye işçi partisi özellikle millî kurtuluş savaşı yapmış veya yapmakta olan milletlerle mü¬nasebetler kurulup geliştirilmesini dış politikamızın temel bir he¬defi sayar. amerika birleşik devletleri dâhil, büyük-küçük bütün devletlerle, tam bağımsızlık ve egemenlik esasları dairesinde münasebetlerimizin karşılıklı menfaat, saygı, eşitlik, içişlere karışmama ilkele¬rine göre yeniden düzenlenmesini ve samimî dostluklar hâlinde geliş¬tirilmesini gerekli görür. milletlerarası anlaşmazlıkların barışçı yollar¬la çözümlenmesini ister.
kıbrıs meselesi ve türkiye işçi partisinin tezi:
c) kıbrıs davasının türkiye’nin ve kıbrıs’taki türk topluluğu aley¬hinde gelişmesi ingiliz ve amerikan emperyalistlerinin yunanlı ortak¬larını desteklemelerinin bir yonucudur. oysa bizim hükümetlerimiz kıbrıs davasını yine de amerikalıların ve ingilizlerin yardımı ile çözmek istemişler ve bu istekleri kıbrıs davasını büsbütün bîr çıkmaza sokmuştur,
türkiye işçi partisinin bu meseledeki görüşü şudur:
kıbrıs meselesini her şeyden önce emperyalistlerin elinden çekip almak, bunun için de emperyalizme karşı olan devletlerin bu davada bizi desteklemesini sağlamak şarttır. bu maksatla türkiye işçi partisi, millî menfaatlerimize ve kıbrıs’taki türklerin menfaatlerine en uygun çözüm şekli olmak üzere kıbrıs’ın yabancı üslerden temizlenmesini, silahsızlandırılmasını ve milletlerarası garanti altında her iki topluluğun haklarına saygılı, bağımsız bir devlet olmasını teklif etmektedir. ve türkiye işçi partisi, yalnız ilgili tarafların, yâni türkiye’nin, yunanistan’ın ve kıbrıs’taki türk ve rum topluluklarının temsilcileriyle bir¬leşmiş milletlerden bir temsilcinin bir yuvarlak masa toplantısı yapmasını ister.
2 — millî savunma:
türkiye işçi partisi barışçıdır. halkımızın hiç bir milletin topraklarında gözü yoktur. herhangi bir saldırı savaşım düşünmez. ve bir saldın savaşma âlet olmaz. ancak saldırıya uğradığı zaman yeniden bir millî kurtuluş savaşı yapacaktır. bundan dola¬yı savunma politikamızın amacı bağımsızlığımızı, millî varlığımıza, anayurt topraklarının bütünlüğünü ve cumhuriyetimizi koru¬maktır. saldın nereden ve kimden gelirse gelsin, gücü ne olursa olsun. anayurt toprakları milletin son ferdine kadar inatla karış karış savunulacak; yeni bir milli kurtuluş savaşı verilip zafere ulaştırılacaktır.
bunun için silâhlı kuvvetlerimiz halkla en yakın dayanışma ve işbirliği içinde, modern millî kurtuluş savaşı stratejisi ve taktiğine göre dona¬tılıp eğitilecektir. gerekli silâh ve malzemeyi yabancıya muhtaç olma¬dan kendi kaynaklarımızdan elde etmek için millî silâh sanayiinin hızla geliştirilmesi sanayileşme programımızın amaçlarından biri olacaktır.
üçüncü bir dünya savaşının insanlığa getireceği sayısız ve tarifsiz acılan ve felâketleri açık olarak gören ve kavrayan türkiye işçi partisi savaşın kanun dışı edilmesini ve genel silâhsızlanmaya gidilmesini ister.
türkiye’miz gibi geri kalmış bir ülkenin kısa zamanda kalkınıp ilerlemesi ancak devamlı bir barış düzeninin kurulmasıyla mümkün olacak¬tır. bundan dolayı herkese inan ve güven verecek milletlerarası denet altında nükleer denemelerin durdurulmasını, nükleer silâhların yok edilmesini ön gören, klâsik silâhlan içine alan genel silâhsızlanmayı ba¬rış düzeninin gerçekten kurulması için şart sayar.
3 — kalkınma:
iktisadi kalkınma, bir taraftan yoksul halkın sefaletten kurtuluşu ve sosyal adaletin sağlanması, diğer taraftan da dünya milletleri içinde bağımsız, eşit ve haysiyetli varlığımızı korumanın şartıdır. bu sebepten hızlı bir kalkınma sağlamak türkiye işçi partisinin baş davasıdır. kal¬kınma deyince, ileri memleketlerin sanayileşme ve her sahadaki üretim düzeyine ulaşmayı anlıyoruz. bu, üretimde en yeni tekniklerin kullanıl¬masını ve temel ağır endüstrilerin yurt içinde kurulmasını gerektirir. böyle yapılmazsa, türkiye’mizin kendi gücü ve gayretiyle kalkınmasını gerçekleştirmesine imkân kalmaz ve yabancı desteğine muhtaç, ikinci üçüncü derecede bir memleket olmaktan kurtulamaz.
türkiye böyle bir kalkınmayı kapitalist yoldan gerçekleştiremez. bu yol en az yüz elli yıl önce kapanmıştır. cumhuriyet devrinin 40 yıl¬lık kapitalist yoldan kalkınma çabalarının beyhudeliği de bunu teyit etmektedir. gerçekten, bunca yıllık çabalara, dış yardımlara, çeşitli teşvik ve himayelere rağmen özel sektörde beklenen sanayileşme ham¬lesi sağlanamamıştır, özel sektörün bu güçsüzlüğünü telâfi etmek için, memleket kapıları yabancı özel sermaye yatırımlarına açılmış ve “ortak pazar”a girmek gibi akıl almaz yollara sapılmıştır. bunlar millî bir sa¬nayi kurmamızı bütün bütün çıkmaza sokmuştur.
hâlbuki türkiye’miz hızlı bir kalkınmanın ön şartlarına sahiptir. türkiye işçi partisi kalkınmamızı yurdumuzun ve dünyanın gerçekleri¬ne uygun olarak, halktan yana plânlı bir devletçilikle yürütecektir. bu sistemde kamu sektörü esastır. ağır endüstri ile büyük işletmeler devlet eliyle kurulup işletilecektir. ancak bu her şeyin devletleştirileceği şek¬linde anlaşılmamalıdır. özel sektördeki gerçek sanayici ve millî ekono¬miye hizmet eden müteşebbislerle, uzun müddet olumlu bir işbirliği yapılacaktır. diğer bir deyimi türkiye işçi partisi türkiye’nin ekono¬mik hayatının uzunca bir süre karma ekonomi çerçevesi içinde yürütülmesi zorunluluğunu kabul eder ancak bu karma ekonominin şimdikinden farkı, yönetim ve denetime emekçilerin de katıldığı kamu sektö¬rünün gittikçe büyümesi ve millî ekonominin ağırlık merkezini teşkil et¬mesidir. buna karşılık özel sektör gittikçe önemi azalan bir yardımcı durumunda olacaktır. bu sürenin uzunluğunu tarihî gelişme tayin ede¬cektir.
a — demir çelik ve ağır sanayi:
türkiye işçi partisi zaten büyük ölçüde devlet sermayesiyle kurulup, özel sektöre peşkeş çekilmiş olan ereğli demir çelik tesislerini ve benzerlerini devletleştirecektir. makine yapan ma¬kine sanayiine ve kimya sanayiine öncelik verilecek, bunlar mil¬let malı olarak millet yararına millet eliyle hızla kurulup gelişti¬rilecektir.
b — yabancı özel sermaye:
yabancı özel sermaye, yerli sanayiimizin kurulup gelişmesini ön¬leyen başlıca bir unsurdur. memleketimizdeki tecrübe, yabancıların memlekette hemen hiçbir ciddi sınaî tesis kurmadıklarını, yeni ve mo¬dern üretim usulleri getirmediklerini, buna karşılık aşın kârlar yapa¬rak bunları yurt dışına transfer ettiklerini ortaya koymuştur. türki¬ye işçi partisi iktidara gelince, yabancı özel sermayeyi millileştirecek ve mevcut yabancı sermayeyi teşvik kanununu derhal yürürlükten kal-dıracaktır.
c — ortak pazar:
ortak pazar üyeliği, yurdumuzun kapılarını yabancı sermaye yatırımlarına açan diğer bir yoldur. ortak pazarın ikinci bir kötülüğü de, yerli sermayenin de yurt dışına çıkmasını serbest bırakmasıdır. bugün çeşitli kontrollere rağmen sermayenin dışarıya kaçmakta olduğu göz önüne alınırsa, ortak pazarın tam üyesi haline geldiğimiz zaman yerli sermayenin ne hızla dışarı akacağını tahmin etmek güç değildir. ortak pazarın üçüncü kötülüğü de gümrükleri ve her türlü dış tica¬ret tahditlerini ortadan kaldırarak, yerli sanayimizi ortak pazarın sa¬nayileşmiş üyelerinin rekabeti karşısında himayesiz bırakmasıdır. bu durumda mevcut sanayimizin de çöküp gideceği muhakkaktır. bütün bu iktisadi mahzurlarına rağmen geçmiş iktidarların ortak pazar’a girmekte bunca ısrar göstermeleri, türkiye’nin bugünkü sosyal yapısı¬nı, yani toprak ağalarının ve kapkaççı sermaye çevrelerinin nüfuz ve hâkimiyetini teminat altına almak ve toplumcu bir gelişme yolunu ka¬patmak düşüncesidir.
türkiye işçi partisi, bütün bu sebeplerle, ortak pazara üye olmamıza kesinlikle karşıdır. ve iktidara geldiği zaman ortak pazardan çıkacaktır. bu takdirde ortak pazar üyeleriyle olan ticarî münasebetlerimizi özel anlaşmalarla geliştirecektir.
d — petrol ve madenler:
türkiye’de petrolün bulunduğu ilk defa türk uzmanları tarafın¬dan söylenmiştir. petrolü bulan, çıkaran, tasfiye edenler de gene türk uzmanları, mühendisleri ve işçileridir. bugün en çok petrol çıkaran türkiye petrolleri anonim ortaklığı’dır. ayrıca, petrol sondaj âletleri¬nin de türk uzmanları tarafından yurt içinde yapılması imkânları var¬dır. hâl böyleyken, kendi petrollerimizi kendimizin çıkarıp işleyemeyeceğimizi ve yabancı şirketlere muhtaç olduğumuzu iddia etmek, her türlü temelden yoksundur. bu gibiler, milletinin yaratıcı gücüne inanmayan, ya da yabancılara aracılık etmekle geçinen zavallılardır.
türkiye işçi partisi meclise girer girmez petrol kanununun yürürlükten kalkması için sonuna kadar savaşacaktır ve petrollerimizin münhasıran devlet eliyle çıkarılmasını, tasfiyesini ve da¬ğıtımını sağlayacaktır. diğer madenlerimiz için de esas olan bu¬dur. yani millet malının millet eliyle millet yararına işletilmesidir.
e — iktisadi devlet teşekkülleri:
iktisadî devlet teşekkülleri bugünkü halleriyle büyük şikâyet konusudur. buralarda yatan 50 milyarı aşkın sermayenin gereği kadar verimli çalıştırılmadığı söylenmektedir. bu iddiaların, hiç değilse kıs¬men haklı olduğu muhakkaktır. çünkü gelmiş geçmiş siyasî iktidar¬lar bunların iyi işlemesini engellemişlerdir. gerçekten bu teşekküllerde esas itibariyle bazı sınıf ve zümrelerin yararına transferler yapan bir fiyat politikası rakip edilmektedir. diğer bir deyimle bu teşekküllerin zararları özel sektörün yaptığı kârların kaynağıdır. ayrıca bu teşekküller, basit parti politikası oyunlarına da âlet edilmekte ve başlarındaki idareciler sık sık değiştirilerek rasyonel bir işletmecilikten ve kâr im¬kânından yoksun bırakılmaktadır.
türkiye işçi partisinin devletçiliği bugünkü devletçilikten ve tür¬kiye işçi partisinin iktidarındaki iktisadî devlet teşekkülleri de bugünkülerden kesin olarak farklı olacaktır. türkiye işçi partisinin halk ya¬rarına plânlı devletçiliği iktisadi devlet teşekküllerinin bugünkü sosyal ve politik bozuk yapıdan gelen arızalarını kökünden kaldıracak ve verimli bir işletme idaresinin kurulması yollarını açacaktır,
f — dış ticaret:
dış ticaret, türk ekonomisinin en hassas ve önemli bir kilit nokta¬sıdır. bu sektörde her yıl asgari iki milyar civarında bir kâr teşekkül etmekte ve bu muazzam meblâğ pek küçük bir azınlığın cebine gir¬mekte ve kısırlaşmaktadır. ayrıca köylümüzün ihraç mahsullerini değerlendirmek, yeni sınaî mamullerin ihracını sağlayacak rasyonel bir ihracatı teşvik politikası tatbik edebilmek için ihracatın esas itibariyle devlet kurumlan eliyle yapılmasında büyük yarar vardır. dış tica-ret hemen hiç emeksiz çok büyük kârlar sağlayan bir sektördür. eme¬ği en yüce değer sayan ve ekonomik faaliyetlerin ancak halk yararına yürütülmesini isteyen partimiz bu bakımdan da dış ticaretin özel şa¬hıslar elinde olmasına karşıdır. nihayet bugünkü dış ticaret düzeni çeşitli kombinezonlarla döviz kaçakçılığı yapılmasına imkân vermek¬tedir. her yıl bu suretle kaybedilen dövizin küçümsenmeyecek miktar¬larda olduğu tahmin edilmektedir.
bu sebeplerden türkiye işçi partisi iktidara geldiği zaman dış ti¬careti devletleştirecek ve buradan sağlanan muazzam kârların, halkın yararına kullanılmasını sağlayacaktır.
b — bankacılık ve sigortacılık:
iktisadî faaliyetlerin ağırlık merkezinin kamu sektörüne kaydı¬rılacağı ve dış ticaretin devletleştirileceği bir düzende bankacılığın özel ellerde bulunmasının biç bir manası kalmayacaktır. ayrıca kredilerin plân çerçevesi içinde dağıtımı da bankaların devlet elinde olmasını zorunlu kılmaktadır.
sigorta şirketleri de memleketimizde emeksiz para kazanmanın bir vasıtasıdır. bu sebeplerle türkiye işçi partisi bankacılığı ve sigortacığı bütünüyle devletleştirecektir. banka kredilerinin diğer büyük bir önemi, küçük esnaf, zanaatkâr, köylü müstahsili fırsatçı aracı tüc¬carın ve tefecilerin pençesinden kurtaracak tek araç olmasıdır, gerçekten, banka kredileri müstahsile zamanında ve yeteri miktarda ve¬rilmemektedir. böylece küçük müstahsil çok ağır şartlarla tefecilere gitmekte, ya da mahsulünü çok düşük fiyatlarla aracı tüccara kaptırmaktadır. türkiye işçi partisi iktidara gelince küçük müstahsilimizi ezen bu büyük soyguna son vermek üzere gerekli kooperatifleri ku¬racak ve banka kredilerim yalnız müstahsillerimizi desteklemek için kullanacaktır.
h — vergi reformu:
türkiye işçi partisi vergileri bir taraftan kamu sektöründe sermaye birikiminin, diğer taraftan da sosyal adaleti sağlamanın başlıca bir vasıtası sayar. vergi gelirlerini arttırmak için, vergi kanunlarındaki kaçakçılığa imkân veren boşlukları doldurmak ve idarî kontrolü sağlamak îçin derhal ciddî tedbirler alınacaktır. bunun yaraşıra, yoksul halkın sırtına yüklenmiş olan ağır vergi yükü hafifletilecek ve her halde asgari ücretlerden vergi alınmayacaktır.
emekçilerden tasarruf bonosu için kesinti yapılmayacak, beyannameli mükelleflerin tasarruf bonoları da vergi haline sokulacaktır.
ı — bölgeler arası denge:
memleketimizin çeşitli bölgeleri aynı derecede gelişmiş değildir, doğu ve güney doğu bölgelerimiz batı bölgelerine kıyasla çok daha geri kalmış durumdadır, o kadar ki, buralara mahrumiyet bölgesi denilmektedir.
türkiye işçi partisi, doğu ve güney doğu illerimizin bu utanç, verici durumuna en kısa zamanda son vermek üzere yeni sınaî tesislerin kurulmasında, okul, hastane ve her türlü bayın¬dırlık işlerinde bu bölgeye öncelik tanıyacaktır.
türkiye işçi partisi aynı zamanda, halkımızın köylerden şehirlere, özellikle büyük şehirlere göç etmesinin sebep olduğu gelişi güzel şe¬hirleşmeye son verecekler. köylerden şehirlere doğru olan bu göç hareketini sanayileşmenin kaynağı ve dayanağı olarak değerlendirecek ve düzenleyecektir.
4 — toprak meselesi:
türkiye’de 3 milyon köylü ailesi vardır; çalışan nüfusumuzun % 70 ten fazlası geçimini tarım işleriyle, tarla işleriyle sağlıyor. oysa bunlardan 510 bin ailenin hiç toprağı yoktur; ırgatlık, rençberlik ede¬rek geçinmeğe çalışırlar. 2 milyon 122 bin ailenin de işlediği toprak parçaları 1 ile 100 dönüm arasındadır. yani çoğunluğunun işledikleri toprak, ailelerini geçindirmeğe yetmemektedir. buna karşılık 30 bin, 50 bin, 100 bin dönümlük ve 100 bin dönümden aşkın, memleket ka-dar geniş topraklar bir avuç toprak ağası ailenin elindedir. bu duruma kesinlikle son verilmesi kalkınma davamızın temel meselesidir. çünkü tarımda üretimin arttırılması sanayileşmemize destek olacağından başka işsizliğin kısmen önlenmesi de gene toprak ve tarım reform¬larının bir an önce gerçekleştirilmesini zorunlu kılar.
türkiye işçi partisinin toprak reformu anlayışı ekonomik ve poli¬tik olmak üzer iki hedef gütmektedir:
toprak reformu ile hem topraksız veya toprağı yetmeyen köylü aileleri toprağa kavuşturulacak ve tarımda verim arttırılacaktır, hem de toprak ağlarının yoksul köylü vatandaş ve genellikle memleket po¬litikası üzerindeki antidemokratik, tutucu ve gerici nüfuz ve hâkimi¬yetleri sona erdirilecektir. türkiye işçi partisi iktidara gelince, anaya¬samızın emrettiği gibi derhal çıkarılacak toprak kanunu ile topraksız ve toprağı yetmeyen köylüler, üzerinde çalıştıkları toprağa sahip ola¬caklardır. bunun için büyük toprak sahiplerinin ellerindeki topraklar kendilerine en çok beş yüz dönüm bırakılarak anayasanın öngördüğü şekilde kamulaştırılacaktır. kamulaştırılan bu topraklar ve bugüne kadar ağalara peşkeş çekilen hazine toprakları parasız olarak köylüye dağıtılacaktır. ve tapuları ellerine verilecektir.
toprak reformu kanunu merkezdeki uzmanlardan kurulu teşkilatı ile köy kurulları tarafından birlikte uygulanacaktır. topraksız ve toprağı yetmeyen köylüler kendi aralarında köy kurullarını seçecek¬lerdir. köy kurulları toprak reformunu bölgelere, tarımın çeşidine, toprağın verimliliğine göre kanunun tespit ettiği esaslar dairesinde uy¬gulayacaktır. ailesini geçindirecek kadar toprağı bulunan orta halli köy¬lülerin toprağına dokunulmayacaktır.
türkiye işçi partisi iktidara gelince toprak reformu bölge bölge değil, bütün memlekette derhal uygulanacaktır. ve toprak dağıtımı sürüncemede bırakılmayacaktır. hileli ve danışıklı yollara başvuran büyük toprak sahiplerinin bütün tertiplerini boşa çıkaracak tedbirler birer birer alınacaktır.
türkiye işçi partisinin iktidara gelmesiyle toprağa kavuşan yoksul köylüler ile orta halli köylü ailelerine, bugüne kadar toprak ağaları¬nın faydalandıkları banka kredileri, ucuz tohumluk, gübre, ilâç gibi yardımlar yapılacak; bunlar traktör, biçer-döver gibi araçlardan yararlandırılacaktır. bu maksatla memleket çapında devlet tarım istas¬yonları kurulacaktır. böylece hem verim artacak, hem de fakir köy¬lü tefecilerden, faizcilerden kurtarılacaktır. ayrıca devlet, mahsûlü değerine satın alarak fakir köylüyü kapkaççı tüccardan kurtaracaktır
5 — çalışma ve sosyal güvenlik:
türkiye işçi partisi, anayasamızın öngördüğü köklü dönüşüm¬lerle insanın insanı sömürmesine son veren bir düzen kuracaktır. bu düzende işçiler ve bütün emekçi halkımız emeklerinin tam karşılığım alacaktır. türkiye işçi partisi haftada beş gün ve 40 saat çalışma esass¬ın kabul eder. bu çalışma süresi için, yapılan işe uygun ve işçi aile¬sine insanlık haysiyetine yaraşır bir yaşayış seviyesi sağlayacak mik¬tarda ücret ödenir. bundan fazla çalışıldığı takdirde fazla mesai sayı¬lacak ve zamlı ücret ödenecektir.
ücretler «oynak merdiven» sistemine göre hayat pahalılaştıkça ona paralel olarak arttırılacaktır.
iş kanunu, deniz-iş kanunu, sendika kurma, grev hakkı bugünkü anayasamıza aykırı kısıtlamalardan tamamiyle temizlenecek; çalışma hayatına tam bir demokratik ruh ve düzen hâkim kılınacaktır.
türkiye işçi partisi, zaten anayasamızda da bulunmayan ve işve¬renlere işçiyi aç bırakmak suretiyle pazarlık imkânını veren lokavt müessesesini kesinlikle yasaklayacaktır
.
bugünkü iş kanunu yürürlükten kaldırılacak ve işçinin yararına olarak yeni bir iş kanunu çıkarılacaktır. yeraltı işçileriyle sağlık için tehlikeli iş kollarında çalışan ağır işçiler için özel hükümler geti¬rilecektir. yeniden düzenlenecek iş kanunu, tarım işçilerine ve tek işçi çalıştıran yerlere de uygulanacaktır. ancak çıraklığın özellikleri göz-önünde tutularak usta ile çırak arasındaki münasebetler ayrıca dü¬zenlenecektir.
işsizlik sigortası kurulacak ve bütün sosyal sigortalar ve diğer sosyal güvenlik tedbirleri, işçi, köylü, zanaatkâr, küçük esnaf, memur ve dar gelirli serbest meslek sahiplerini ve ailelerini kapsayan şekil¬de genişletilecektir. böylece hiç bir emekçi yurttaş hastalık, kaza, ölüm, işsizlik ve ihtiyarlık hallerinde kaderiyle baş başa yalnız bırakılmayacak, toplumun yardım ve himayesine kavuşturulacaktır. sosyal sigorta kanunu bu amaçla değiştirilecektir. sosyal sigorta fonlarının, işverenlere kredi şeklinde çarçur edilmesine türkiye işçi partisi ke¬sinlikle son verecektir. bu fonlar yalnız işçiler yararına harcanacak¬tır.
6 — gençlik ve eğitim:
gençlik, özellikle yüksek öğrenim gençliği yurdumuzun ilerici, di¬namik kuvvetleri arasındadır. bütün az gelişmiş ülkelerde olduğu gibi bizde de gençlik hareketleri tümünde anti-emperyalist, halkçı bir ni¬telik taşımaktadır ve bu niteliği gün geçtikçe kuvvetlenmektedir. top¬lumun ilerleme ve kalkınma isteklerini dile getirmede, bunları mem¬leket halkoyuna ve dünyaya duyurmada, halkı uyandırmada ve ikti¬dar çevreleri üzerinde bir baskı grubu etkisi yapmada gençlik teşek¬küllerinin önemi büyüktür.
esasen yüksek öğrenim gençliğimiz 27 mayısı ve yeni anayasamı¬zı getiren toplumsal şartların gelişip belirgin hale gelmesinde büyük rol oynamış ve zamanın baskı idaresine karşı demokratik hak ve hür¬riyetleri canını tehlikeye sokarak, kurbanlar vererek savunmuştur.
27 mayıs’tan bu yana da gençliğimiz, sömürücülüğe ve emperyalizme karşı, halktan ve emekten yana olan her harekette başta gelen bir un¬sur olmuştur.
türkiye işçi partisi iktidara gelince türk gençliğini köyde ve kentte, çalışma ve öğrenim hayatında demokratik esaslar üzerinden teşkilâtlandıracak, gençliğin memleket hayatında ve kalkınmasında da¬ha etken bir rol oynaması şartlarını sağlayacaktır.
gençlik meselesi eğitim meselesi ile doğrudan doğruya ilintilidir. türkiye işçi partisinin görüşüne göre eğitimde ilerleme ve gelişme ite ekonomik kalkınma birbirine bağlıdır ve birbirini karşılıklı etkiler. çünkü daha çok ve daha iyi okullar yapmak, öğretmen yetiştirmek, öğretim araçları temin etmek bir mali imkân meselesidir. ve ancak emekten yana plânlı bir devletçilikle eğitimin imkân ve araçları hızla ve memleket çapında temin edilebilir. yeni kuşaklar hem verim¬li bir üretim veya hizmet unsuru olarak, hem de kişiliği bütünleşmiş, kültürlü, bilinçli birer yurttaş olarak yetiştirilecektir. bu maksatla bütün eğitim müesseseleri toplumun üretim hayatiyle doğrudan ilişki¬ler kurulacak şekilde yeni bir düzene sokulacaktır. genel kültür eği¬timi ile meslekî öğretim kaynaştırılarak verilecektir. köyde kentte çalışan gençlere de meslekî bilgilerini, genel kültürlerini ve kişisel istidat ve kabiliyetlerini geliştirmek imkânlarını sağlayacak gece okul¬ları, bilim, sanat, edebiyat, teknik enstitüleri açılacaktır.
türkiye işçi partisi, toplumun çeşitli sınıf ve tabakaları arasında görülen eğitim imkânları eşitsizliğini ortadan kaldıracaktır. her de¬receden okular ve üniversiteler devletin malî imkânları geliştikçe tüm parasız hale getirilecektir. geniş bir burs sistemi uygulanacak, yatı¬lı devlet okulları çoğaltılacaktır. köyde, kentte üstün kabiliyetli halk çocuklarım bulma ve bunlara, kabiliyetlerine uygun bütün eğitim ve yetiştirme imkânlarım sağlamak üzere tedbirler alınacaktır.
çocuk ve gençlerin eğitimi yaraşıra yetişkinlerin eğitilmesi ve ye¬tiştirilmesi de önemle ele alınacak, bir halk eğitim teşkilâtı kurula¬caktır. orta ve yüksek öğrenimin özelliklerini kapsayan kısa devreli halk akademileri açılacaktır.
türkiye işçi partisi köy enstitülerini yeniden açacaktır. türkiye işçi partisi, köy enstitülerinin, köyde eğitim meselesini çözecek, mem¬leket gerçeklerine en uygun ve yüzde yüz millî ve başka yerlerde ben¬zeri olmayan bir eğitim metodu olduğuna inanır. köy enstitülerine öğretmen yetiştirmek amacı ile aynı ilkelere uygun olarak öğretim ya¬pan yüksek köy enstitüsü’nü de yeniden açacaktır.
türkiye işçi partisi, kültürel bağımsızlığın, politik ve ekonomik bağımsızlık kadar önemli olduğuna inanır. bunun için her seviyede eğitim ve bilimsel araştırma kurumlarımız yabancı devletlerin malî ve kültürel nüfuzundan kurtarılacak, millî bir eğitim ve araştırma siste¬mi kurulacaktır.
7 — demokrasi ve temel ilkeler:
türkiye işçi partisi yukarda açıklanan ve memleketimizin kalkın¬ması için şart olan işleri en geniş bir demokratik anlayışla ve aşağıda¬ki ilkelerin ışığı altında yürütecektir:
a — her şey insan için; emek en yüce değerdir:
işçi partisi her şeyin insan için olduğuna inanır. maddî ve manevî bütün zenginliklerin yaratıcısı da insandır, onun yaratıcı eme¬ğidir. bundan dolayı türkiye işçi partisi, emeği toplumda en yüce de¬ğer olarak kabul eder. bütün nimetler emeğe göre paylaştırılmalıdır. haklar, yetkiler emek değerine göre kazanılmalıdır. atatürk’ün de¬diği gibi “çalışmak sayesinde bir hakkı kazanırız. yoksa arka üstü tatmak ve bayatım çalışmadan geçirmek isteyen insanların bizim toplumumuz içinde hakkı yoktur, yeri yoktur.” atatürk böyle diyor, bu¬nun içindir ki türkiye işçi partisi her vatandaşın, harcadığı emeğe gö¬re değer almasını ve kazancının gene harcadığı emeğe göre hesaplan¬masını zorunlu görür. türkiye işçi partisi, millî geliri vatandaşlar, sı¬nıflar ve bölgeler arasında paylaştırırken emeği biricik ölçü olarak kabul etmektedir. emek sadece ekonomik bir değer değil, aynı zaman¬da ahlâkî bir değerdir.
türkiye işçi partisi şu inançtadır ki, emeği en yüce değer sayan bir toplum düzeninin kurulması yepyeni bir insan-anlayışının doğma¬sına sebep olacaktır. kardeşçe dayanışma ve işbirliği esasına göre yep¬yeni bir hak ve ödev anlayışı ile hareket eden vatandaşlarımız demok¬ratik, toplumcu ve tam bağımsız bir türkiye’nin kuruluşunda en yük¬sek derecede yaratıcı bir güç hâline geleceklerdir. sosyal münasebet¬ler insana saygı ve sevgi temeli üzerine kurulacaktır. ve böylece yep¬yeni bir iktisadî ve politik düzende yaşayan vatandaşlarımız insanı en son dereceye kadar yücelten, en temiz ahlâk kurallarına bağlanmış bulunacaklardır.
b — «hayatta en hakiki mürşit ilimdir»
türkiye işçi partisi her işte bilimin en sağlam yol gösterici oldu¬ğuna inanmaktadır. insanlar bilim ve teknik sayesinde daha çok hür¬riyete ve mutluluğa kavuşmak için tabiatı, toplumu ve kendilerini değiştirme gücüne sahip olurlar. insanlar bilim kanunlarım bula bula dünyayı gittikçe daha güzel, daha iyi, daha doğru ve kendileri için da¬ha yararlı hâle getirmişlerdir ve getirmektedirler. hâlbuki sömürücü ve çıkarcı düzenden yana olan partiler, bilimin bu imkânlarından, temsil ettikleri sınıf ve zümrelerin çıkarlarıyla çatıştığı için yararlana¬mazlar. çünkü toplum düzenini halk yararına değiştirmek bunların işine gelmez. türkiye işçi partisi nüfusumuzun yüzde 99′unu kapsa¬yan büyük emekçi kütlesinin partisi olduğundan bu niteliği icabı ka¬tıksız olarak bilimden yanadır. ve bundan dolayı türkiye işçi partisi, politikasını bilime göre çizer ve gene bilimin ortaya koyduğu gerçek¬leri göz önünde bulundurarak yürütür.
c — milliyetçilik ve halkçılık:
türkiye işçi partisi milliyetçiliği halkçılıktan ayrı düşünmez. mem¬leketin bütün fertlerim kaderde, kıvançta ve tasada ortak, bölünmez bir bütün sayar. milletimizi dünya milletleri ailesinin eşit haklara sahip kişiliği olan bir üyesi olarak, bilimde, teknikte, kültürde, ekonomide ve toplum hayatının her alanında daima yüceltmeyi amaç bilir.
türkiye işçi partisi milliyetçiliği dünya halklarının, insanlık, de¬mokrasi, hürriyet, bilim ve ilerleme yolunda kardeşçe ve barış içinde yarışmalarının itici, manevî kuvveti sayar. her halde türkiye işçi partisinin milliyetçilik anlayışı vatandaşlarımız arasında din, mezhep, dil, ırk ayrılıkları bakımından eşitsizlikler yaratılmasına kesinlikle karşıdır.
türkiye işçi partisi başka milletleri aşağı gören emperyalizmin yayılma politikasına bayraktık eden, saldırgan, faşist milliyetçilik an¬layışını kökten reddeder. kökü millî kurtuluş savaşımızda bulunan milliyetçiliğimiz, antiemperyalisttir ve halkçıdır.
d — din ve lâiklik:
türkiye işçi partisi vatandaşın dinî inançlarına içtenlikle saygı duyar. anayasa teminatı altında olan dinî inançlarından dolayı hiç bir vatandaşın ibadeti yasaklanamaz ve hiç bir vatandaş dinî inançların¬dan dolayı kınanamaz, hor görülemez. kamu düzenine veya genel ah¬lâka veya bu amaçlara aykırı olmayan ibadetler, dinî ayin ve törenler serbesttir.
türkiye işçi partisi doğrudan doğruya halkımız tarafından kurul¬muş bîr parti olduğu için üyelerinin büyük çoğunluğu müslüman’dır. küçük bir kısmı da başka dinlerden veya felsefî inançlara sahip olan türk vatandaşlarıdır. bundan dolayı çıkarcı çevreleri türkiye işçi partisine yönelttikleri dinsizlik suçlaması bîr iftiradan ibarettir. hal¬kın partisi elbette ki onu kuran, onu geliştiren ve yaşatan halkın di¬nine samimiyetle saygı duyacaktır. bu gayet tabiî bir hâldir.
beri yandan türkiye îşçi partisinin gerçekleştirmek kararında olduğu ekonomik, sosyal, politik toplum düzeninin dinî inançlarla çe¬lişen bir yanı yoktur. esasen hiçbir din, sömürücülerin, çıkarcıların eline düşüp de ilk saf şeklini kaybetmediği sürece, çalışan insana karşı değildir. dinimiz ve öteki dinler ilkeleriyle her zaman çalışanın yanında ve sömürücünün karşısında olmuşlardır. dinin ilkeleri cümle kötülüklere karşı olmaktır. müslümanlık ta, dinler arasında sosyal yardımlaşmaya, sosyal adalete en çok yer vereni, fakir fukaranın, ezilmişin hakkı yenmişin en çok yanında olanıdır.
ancak türkiye işçi partisi, halkımızın temiz dînî inançlarının çir¬kin politikacılar ve çıkarcılar tarafından istismar edilmesine, dünya isleriyle din işlerini birbirine karıştırılmasına ve böylece masum va¬tandaşlarımızın toplum reformlarına karşı çıkarılmasına izin vermez ve vermeyecektir.
hiç kimse dinî inançları istismar ederek, devletin sosyal, ekonomik, politik ve hukukî temel düzenini din kurallarına dayattırmağa kalkışamaz lâikliğe aykırı olan bu gibi davranışların türkiye işçi partisi kesinlikle karşısındadır,
fakat türkiye işçi partisi iktidara gelince vatandaşlarımız dinî ve felsefî inançları bakımından bugünkü ile kıyaslanamayacak derece de hür ve serbest olacaklardır.
e — mülkiyet
türkiye işçi partisi, mülkiyet ve miras haklarını tanır. vatandaş¬ların yarına güvenle bakabilmeleri, insanca yaşayabilmeleri için MAL, mülk, ev bark sahibi olmalarım zorunlu görür, bugün yokluk içinde yaşayan vatandaşı bir eve kavuşturmak, ihtiyaç duyduğu matları yeteri kadar tüketecek duruma getirmek başlıca amacımızdır.
ancak, türkiye işçi partisi, hiç kimsenin malına mülküne daya¬narak vatandaşı sömürmesine göz yumamaz.
mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına da olmak gerekir. çünkü mülkiyet, hak sahibine ödevler de yükler. türkiye işçi partisi millî ekonominin kilit taşı durumunda olan büyük üretim araçlarını (demir çelik tesisleri gibi, petrol gibi, madenler gibi, aslında millete ait olan servetleri) millet malı hâline getirecek ve halkın eliyle millet yararına işletecektir. çünkü bunlar özel kişilerin mülkü olarak işle¬tildiği takdirde, insanın insanı sömürmesine yol açmaktadır; halk kitlelerinin mal, mülk edinmesine engel olmaktadır. bu durum ayrıca ilerlemeyi, ekonomik kalkınmamızı kösteklemekte ve başta işsizlik ol¬mak üzere türlü ekonomik ve sosyal âfetlere yol açmaktadır.
bugün mülkiyet hakkım savunur görünenler ve türkiye işçi partisini mülkiyete karşı imiş gibi gösterenler aslında küçük bîr azın¬lığın mülkiyet hakkını savunmaktadırlar; köyde kentte büyük halk çoğunluğunun insanca yaşayabilmek için gerekli mal mülkten mah¬rum, yoksulluk içinde yaşamasını ise hiç umursamamakta, hattâ en¬gellemektedirler.
bundan dolayıdır ki, türkiye işçi partisi büyük üretim araçları¬nın özel mülk olmasına prensip itibariyle karşıdır. bunun dışında türkiye işçi partisinin amacı vatandaşı daha çok mal mülk sahibi etmek¬tir.
t — aile ve kadın:
türkiye işçi partisi aileyi toplumun temel müessesesi, sayar. gele¬cek nesiller ilk terbiyeyi aile çevresinde aldığı için ailenin düzenli, mutlu, kültürlü bir hayat seviyesine eriştirilmesine önem verir. bu¬gün hayat pahalılığı, gelir darlığı, geçim sıkıntısı ailelerde geçimsiz¬liklere yol açmakta, aile hayatını huzursuz kılmaktadır. ana ve babalar çocuklarının ihtiyaçlarını gönüllerinin dilediği gibi karşılayama¬mak, onları okutamamak mutsuzluğu içindedirler. yoksul halk çocuk-ları daha okul ve oyun çağındayken ve okumak, oynamak, tatil ayla¬rını zevkle geçirmek onların en tabiî hakkıyken, ailenin geçimine yar¬dımcı olabilmek için en ağır iş şartları altında fabrikalarda, atölyeler¬de, tarlalarda çalışmak zorunda kalıyorlar. daha ergin çağa gelmeden hayatın bin bir çilesi, maddî ve manevî tehlikeleriyle karşılaşıyorlar.
türkiye işçi partisi iktidara gelince aileyi bu durumdan kurtara¬caktır. türkiye işçi partisinin gerçekleştireceği ekonomik ve kültürel kalkınma ile aile müessesesi kuvvetlenecek, aile refaha ve mutluluğa ulaşacaktır.
kadının gerek aile içinde ana olarak, gerek yurdumuzun bütün çalışma ve üretim alanında en ağır hayat şartlan içinde bulunduğu bir gerçektir.
mevcut kanunların kadına tanıdığı haklar sağlam bir ekonomik ve sosyal temele dayanmadığı için, toplumumuzda kadın, en çok sö¬mürülen varlıktır.
türkiye işçi partisi, her alanda kadın haklarını sağlam temellere dayayarak türk kadınına lâyık olduğu özgür ve şerefli yeri kazandıracak, özellikle ekonomik eşitsizliğe ve kadını hor gören anlayışa son verecektir. çalışan kadının aile hayatı içindeki ödevlerini yerine ge¬tirmesine engel olan şartlan değiştirecektir.
g _ türkiye işçî partisinin demokrasi anlayışı:
türkiye işçi partisi siyasî demokrasiye bağlıdır. iktidarın seçim¬le el değiştirmesini öngörür. beri yandan türkiye işçi partisi halkın oylarıyla iktidarı aldıktan sonra muhalefetin temel haklarına saygılı olacaktır ve halkın güvenini kaybettiği zaman yani seçimleri kaybet¬tiği vakit iktidardan çekilecektir,
türkiye işçi partisi gerekli gördüğü köklü dönüşümleri, reform¬ları gerçekleştirirken anayasamızda yer alan temel insan haklarına yani düşünce, söz, toplantı ve basın hürriyetlerine, dinî ve felsefi inanç hürriyetlerine, bilim ve sanat hürriyetlerine ve sendika grev, toplu sözleşme, hak ve hürriyetine, kısacası anayasadaki bütün hak ve hürriyetlere en derin saygıyı gösterecektir.
ancak şu var ki, demokrasiyi bundan ibaret sayarsak emekçi hal kımızın yoksulluğuna ve türkiye’nin geri kalmışlığına çare bulmak mümkün olmaz. çünkü köklü dönüşümler ve reformların gerçekleş¬tirilmesi sadece bir kanun işi değildir. emekçi halkımızın bu reform¬ları benimsemesi ve istekle uygulaması şarttır. bundan dolayı de¬mokrasinin dört yılda bir seçimlere katılmaktan ibaret bir mesele olmaktan daha ileri götürülerek halkımızın günlük hayatına mal edil¬mesi zorunludur, türkiye îşçi partisinin demokrasi anlayışına göre halkımız, işyerlerinden başlamak suretiyle köylerde, mahallelerde, be¬lediyelerde, il meclislerinde ve tabiatıyla büyük mecliste yurt işleri¬nin ve toplum işlerinin yürütülmesine aktif olarak katılacaktır. ancak bu takdirde memleket yönetiminin halktan kopması ve kırtasiyeci¬liğe boğulması önlenmiş olur.
demokrasi herkesçe bilinen bir tarife göre halkın halk için, halk tarafından yönetimi demektir. halkın halk tarafından, halk için yönetimi ise emekçi halk temsilcilerinin büyük meclise girmesini ve emekçi halkın insanca yaşamasına, özgürce yaşamasına engel olan ekono¬mik, sosyal ve politik bütün engelleri kaldırmasını zorunlu kılar, bundan dolayıdır ki türkiye işçi partisinin demokrasi anlayışı en geniş manasıyla halkı kavrayan ve halkı yurt işlerinde günlük hayatı boyunca söz ve karar sahibi eden bir rejimin adıdır. yoksa dört yılda bir sandık başlarına gitmekle demokrasi rejiminin tam işlediğini sanmak bugünkü haksızlıkların, bugünkü yoksulluk ve geriliğin devamına ancak bir mazeret bulmaktan ibarettir.
bugün demokrasi savunucusu ve «milli irade» nazariyesi taraftarı gibi görünenler, aslında demokrasinin bu gerçek anlayışına karşı olan¬lar, anayasamıza düşman olanlardır. milli irade ve demokrasi, ancak anayasamızın getirdiği ilkelere ve atatürk devrimlerine sadakatle hatta anayasanın ilerisinde söz konusu olur. bir avuç çıkarcı demokrasiyi savunur görünürken aslında halkımızın uyanmamasını istiyorlar. ve millî iradenin tecellisi diye kendi çıkarlarım sürdürebilecekleri ekonomik sosyal ve politik bir rejimi savunuyorlar ve bunun adına da demokrasi diyorlar.
türkiye işçi partisi demokrasinin böylece yozlaştırılmasına ve bir azmağın menfaatine işleyen bir rejim yapılmasına asla izin ver¬meyecektir. türkiye işçi partisi demokrasiyi politik, sosyal ve ekono¬mik yanlarıyla en geniş anlamda kavramaktadır ve iktidara gelince de bu genişlikte uygulamak azmindedir.
bildirimizdeki en önemli noktaları kısaca özetliyoruz:
- türkiye işçi partisi milli bağımsızlığımıza gölge düşüren bü¬tün antlaşmaları feshedecektir. türkiye’nin dış politikasını atatürk dış politikasına döndürecektir.
-yurdumuzdaki bütün yabancı üsleri kaldıracaktır.
- dünya barışının kurulması için silahsızlanma meselesinin çözüme bağlanmasında gerçekten gayret sarf edecektir.
-eşitlik, karşılıklı menfaat ve saygı esasına göre, başta kom¬şularımız olmak üzere bütün dünya devletleriyle dostluk münasebet¬leri kuracaktır.
- türkiye îşçi partisi kıbrıs meselesinde, yabancı üslerden te¬mizlenmiş ve milletlerarası denet altında silahsızlandırılmış türk ve rum topluluklarının eşit haklarına dayanan bağımsız, federatif bir kıbrıs devleti tezini savunmaktadır.
-millî savunma gücümüzü daha da arttırarak yurt topraklarının ve cumhuriyetimizin korunmasında en etkin bir seviyeye çıkara¬caktır.
-
- toprağı olmayan ya da yetmeyen köylülere parasız toprak dağıtacak ve tapularım ellerine verecektir. toprak ağalarının elinde en çok 500 dönüm bırakılacaktır.
- tarımda verimi arttırmak için köylülere her türlü teknik ve mali yardımda bulunulacaktır. köylü, tefecinin ve aracı tüccarın elin¬den kurtarılacaktır.
-petrol kanunu yürürlükten kaldırılacak, verilen imtiyazlar ka¬nunlarla geri alınacaktır. milletin malı olan petrolümüz ve madenleri¬miz iç ve dış sömürücülerin elinden kurtarılacak, millet malı olarak halk yararına işletilecektir.
- demir çelik sanayii millet malı yapılacak ve bu gibi işletmeler halkın eliyle, işçilerin denetiminde, halk yararına çalıştırılacaktır.
- yabancı sermayeyi teşvik kanunu derhal yürürlükten kaldırı¬lacaktır. yabancı şirketler millileştirilecek, ortak pazardan çıkılacak¬tır.
- türkiye işçi partisi kapitalizme karşıdır. türkiye işçi partisi halktan, emekten yana ve halkın doğrudan doğruya denetimine ve yönetimine katıldığı bir plânlı ekonomi sistemi uygulayacaktır. bu sistemde halk yararına olan kamu sektörü ağır basacaktır. özel sek¬tör, plânın ön gördüğü yatırım hedeflerine uygun olarak çalışacaktır. ve millî ekonominin yararlı bir kesimi haline sokulacaktır.
- vergi adaleti mutlaka sağlanacaktır. verginin ağır yükü zen¬gine yükletilecek, herkesten kazancına göre vergi alınacaktır. asgari ücretten vergi alınmayacak ve bu ölçü bütün kazançların vergi indi¬riminde esas alınacaktır.
- tasarruf bonoları kaldırılacaktır.
- toplu sözleşme, grev, sendikalar, îş deniz-iş, sosyal sigorta kanunları, anayasaya tam uygun bir şekilde, yani işçinin yararına de¬ğiştirilecektir. lokavt yasaklanacaktır.
- haftada 40 saat çalışma esası uygulanacaktır ve bu çalışma süresi için işçiye ailesini insanca yaşatabilecek bir ücret ödenecektir,
-ücretler oynak merdiven sistemine göre düzenlenecektir. ya¬ni, hayat pahallaştıkça ücretler de otomatik olarak artacaktır.
-işsizlik sigortası kurulacaktır ve bütün yaşlılara emeklilik hakkı tanınacaktır.
-herkes sosyal sigortalardan yararlandırılacaktır. tarım işçi¬sinin teşkilâtlanması, toplu sözleşme ve grev haklarını şehirli işçi gibi kullanabilmesi imkânları sağlanacaktır.
-sosyal sigorta fonları yalnız emekçiler yararına kullanılacak işverenlere kredi olarak verilmeyecektir.
-
-eğitim eşitliği sağlanacaktır. bu maksatla kabiliyetli halk çocukları bütün ihtiyaçları devlet tarafından saklanarak üniversiteyi bitirene kadar okutulacaktır.
-köy enstitüleri açılacaktır.
- millî eğitim ve kültür yabancı devletlerin her türlü nüfuzun¬dan kurtarılacaktır. kültür ve sanat müesseseleri halkın istifadesine açılacaktır.
- türkiye işçi partisi doğu ve güney doğu bölgelerinin kalkın¬masına öncelik verecektir.
- türkiye işçi partisi bütün temel hürriyetlere saygılıdır. ve her¬kesin saygılı olmasını sağlayacaktır. özellikle dini, felsefî ve siyasî inançların tam özgürlüğü gerçekleştirilecektir. kamu düzenine aykırı olmamak ve politikaya alet edilmemek şartı ile bütün vatandaşlar dî¬ni ve felsefî inançları bakımından bugünkünden çok daha hür olacaklardır.
- türkiye işçi partisi mülkiyet ve miras haklarını tanır. ancak, hiç bir kimsenin malına mülküne dayanarak başkalarını sömürmesine müsaade etmez.
sonuç
emekçi kardeşler, vatandaşlar;
biz öteki beş partinin beşinin de karşısındayız. beşinden de te¬melden ayrıyız. çünkü biz emekçilerin partisiyiz.
elbette bu beş partinin beşi de tıpatıp birbirinin aynı değil. ara¬larında birçok bakımlardan farklar var. adalet partisi, son büyük kon¬gresinde açıklandığı gibi özel teşebbüsçüdür. toprak reformuna kar¬şıdır. ve dış politikada amerika’ya bağlılığın devamını istemektedir. kısacası amerikanın, toprak ağalarının, kapkaççı tüccarların menfa¬atlerine senin menfaatlerinden daha önce yer veren bir partidir. adalet partisi özel teşebbüsçü… özel teşebbüsçüyüm dedi mi bir parti, emekçinin karşısında yer alıyor demektir. ne demek özel teşebbüs serbestliği? sen de politikacıların dilini çoğu zaman anlamıyorsun. biz sana açıklayalım özel teşebbüsü, özel teşebbüs serbestliği demek, büyük işler çevirme serbestliği demektir, istediğin malı dışardan ge¬tireceksin, bir takım faturalar düzenleyeceksin, burada birkaç kere el değiştireceksin ve böylece bu ithal malını, tutalım bir traktörü, yüz¬de yüz elli, iki yüz kârla satacaksın. kim yapabilir, kim çevirebilir bu gibi işleri kardeşler? cebinde meteliği olmayan senin harcın mı bu işler. bu işleri cebinde parası, arkası olanlar çevirir. ithalâtçılık, ihra¬catçılık yapan onlardır. köylünün toprağını gasp eden, mahsulünü yok pahasına kapatan hep onlardır. milyonluk kredileri bankalar onlara açar, sana değil. milli petrolümüzü amerikan ingiliz kumpanyalarına peşkeş çeken ve bu işten komisyon alan onlardır; madenlerimizi ya¬bancılara devretmeğe hazırlananlar onlardır; «vatandaşın haklan genişletilemez» diyen yani yoksul halkın bugünkü perişanlığı sürüp git¬sin diyen onlardır. ve senin karşına çıkıp «biz senin partiniz, sana refah getireceğiz» diyen, fakat aday listelerine senden olanları değil de, top¬rak ağalarını kapkaççıları, amerikancıları dolduran gene onlardır, öy¬leyse oyunu verirken dikkatli ol. oyunu ağalara, kapkaççılara, yabancıya aracılık edenlere, komisyonculara, simsarlara kaptırma. kaptıra¬cak olursa bil ki, yoksulluğun, perişanlığın, işsizliğin daha dört yıl devam edecektir
gelelim chp’ye: halk partisi atatürk’ün kurduğu parti, en eski par¬ti. programıyla halkçı, devrimci, yani ortanın solunda, özel sektörü destekleyen devletçiliği ile de ortanın sağında… atatürk’ten sonraki chp iktidarları ise, daima ortanın sağında, hem de çok sağında olmuş¬tur.
şimdi muhalefete geçtiğinden beri genel başkanları chp’nin ortanın solunda olduğunu söylemektedir. partinin ileri gelenleri arasında bu görüşü savunanlar olduğu gibi karşı çıkanlar da vardır. beri yandan kıbrıs buhranından sonra halk partisi tek taraflı dış politikanın kötü¬lüklerini kavramaya başlamıştır. türkiye’yi daha bağımsız bir hale getirebilmek için zemin yoklamalarına girişmiştir. sovyetler birliğiyle yıllardır donmuş olan münasebetlerimizin normale dönmesi için ilk adımları atmıştır. bütün meselelerimizin çözümü bağımsız bir dış po¬litikaya dayandığından, bu son gelişmeyi chp’nin lehine kaydediyoruz ve bu tutumunun devamını temenni ediyoruz.
ckmp, mp ve ytp’nin üzerinde ise ayrıca durmayacağız.
kardeşler, emekçi yurttaşlar;
aslında iki parti var: biri ağaların, kapkaççıların çıkarlarını savu¬nan partiler, biri de senin, emeğin partisi olan türkiye işçi partisi.
10 ekim seçimleri bundan önceki seçimlere benzemiyor. çünkü bu seçimlere tarihimizde ilk defa olarak senin öz partin, türkiye îşçi par¬tisi katılıyor; hem de ağaların, kapkaççıların partilerini şaşkına çevire¬rek katılıyor. bu seçimlerde bütün ağırlığınla sen varsın. bu seçimler işçiler, ırgatlar, köylüler, esnaflar, zanaatkârlar ve toplumcular var. türkiye’de 1877 den beri seçim yapılmıştır. 87 yıldır seçim sandıklarının başına gitmişsin. önceleri iki dereceli idi seçimler. sen ikinci seçmenleri se¬çerdin, onlar da milletvekillerini seçerlerdi. osmanlı devleti zamanın¬da ikinci seçmenlerin de, milletvekillerinin de varlıklı kimselerden ola¬cağı kanunda yazılı idi. yâni meclîse sen giremezdin. 1946′dan beri mil-letvekillerini artık doğrudan doğruya seçiyorsun. ama bugüne kadar karşına çıkanlar, yâni seçime giren partiler arasında senden olanı bu¬lunmadığı için, oylarınla hep başkalarını, senden olmayanları soktun büyük meclise. 10 ekimde ilk defa öz partine, türkiye işçi partisine oy vereceksin.
emekçi kardeş,
gözlerini aç, kendi partini tanı. bugüne kadar seni aldattılar; yi¬ne de aldatmağa çalışıyorlar. seçimlere türkiye îşçi partisi de katıl¬dığı için onlar da sana onun ağzı ile konuşmağa başladılar; toprak vereceğiz diyorlar; işçiye iş vereceğiz, dolgun ücret vereceğiz diyor¬lar; küçük esnafa kredi vereceğiz diyorlar; herkes için ihtiyarlık si¬gortası kuracağız diyorlar; vergileri herkesin gücüne göre alacağız diyorlar.
kardeşler,
bunları sana söyleyen baylara sor! niçin bugüne kadar bu işler¬den hiç söz etmediler? iktidarda oldukları halde niçin bu işleri yap¬madılar? biz sana cevabını verelim: çünkü karşılarında senin partin. türkiye işçi partisi yoktu. türkiye işçi partisi, senin yararına olan iş¬leri yapacağım söylediği için onlar da aynı şeyleri söylüyorlar. ama i bir noktaya dikkat-et: kurt vaatlerini sen çok dinledin. her seçimde, sana parlak nutuklar çektiler, ama yapmağa gelince bir şey yapma¬dılar. yapamazlardı. çünkü yapacağız dedikleri şeyler, onların çıkarla¬rına aykırıdır. toprak ağası, köylüye toprak verir mi hiç? fabrika sa¬hibi işveren, işçinin daha çok ücretle daha az çalışmasına yanaşır mı hiç? tefeci, küçük esnafa, köylüye ucuz kredi açılmasını ister mi hiç işitemez kardeşler. bunlardan dolayı bütün bu işleri, bütün bu reformları senden yana olan, senin çıkarma olan işleri ancak sen kendin, senden olan, senin temsilcilerin yani yalnız türkiye işçi partisi yapar.
kaçtır tekrarlıyoruz: bizim aday listelerimizle öteki partilerin listele¬rini karşılaştır. bizim listemizde yalnız kol ve kafa emekçileri, senden olan adaylar var. ve kol işçileri çoğunlukta, 382 adayımızın 216 si, yani yüzde 57 si işçi, ırgat, köylü, zanaatkâr, küçük esnaf ve kol iş¬çisi. geri kalan 166 si da kafa işçisi ve senden yana olan namuslu ki¬şiler, senin yoluna baş koymuş aydınlar.
emekçi yurttaşlar,
10 ekim seçimleri bundan önceki seçimlere benzemiyor. demok¬rasi denilen idare şekli ilk olarak bu seçimlerle gerçekleşme yoluna girecek. demokrasi halkın, halk tarafından, halk için idaresi olduğu¬na göre büyük millet meclisine emekçiler girmedikçe, yurt işlerinde eli nasırlılar ve toplumcular söz ve karar sahibi olmadıkça demokrasi sözden ibaret kalır. demokrasi perdesi arkasında ağalar ve kapkaç¬çılar soygun ve vurgunlarına devam ederler. 10 ekim seçimlerinde demokrasimizi temeline oturtmak senin sırtında oynanan oyuna (pay¬dos!) demek senin elindedir. oylarını uyanık olarak verirsen, kendi öz partin olan türkiye işçi partisini seçersen yeni bir hayat başlaya¬caktır. yoksullar için, çilekeş emekçi halkımız için, yeni bir hayat hepi¬miz için…
türkiye işçi partililer meclise girdi mi, artık bütün kirli işler gün ışığına çıkacak. dönen dolaplar gözler önüne serilecek. yabancılarla or¬taktık kurup hileli işlerle seni soyanlar adaletin pençesine teslim edilecek. ve iktidara gelince meclisten yalnız senin menfaatlerini koru¬yan kanunlar çıkacaktır.
emekçiler, yurttaşlar,
10 ekim seçimi bundan öncekilere benzemiyor. türkiye işçi partisi senin öz partin, biricik toplumcu partimiz. büyük meclise girecek ve anayasamız, şimdiki iktidarların yuvarlak masa toplantılarında, protokollerde sadakat yemini edip de, hırpalanmasın dîye olacak, rafa kaldırdıkları anayasamız, senden yana olan halkçı, devrimci, sosyal adaletçi, demokratik anayasamız ilkeleriyle eksiksiz tastamam uygulanmağa başlayacaktır. ve de en önemlisi millî bağımsızlığımızla, haysiyetimizle bağdaşmayan, bizî amerikanın peyki, uydusu hâline koyan bütün antlaşmalar feshedilecektir. türkiye’miz tam bağımsızlığına kavuşacaktır.
işçiler, ırgatlar, köylüler, zanaatkârlar, küçük esnaflar, subaylar, memurlar, atatürkçüler,
biz toplumcuyuz. toplumcu olmak halkla tek bir vücut hâlinde olmak demektir. bizim halkçılığımız halka dışardan bakmak, halka dı¬şardan yardım elini uzatmak demek değildir. bizim halkçılığımız, hal¬kın içinde olmak ve halktan kopmamaktır. toplumculuk her işte, her yerde, her zaman halkla beraber olmanın, halkı her işte, her yerde, her zaman söz ve karar sahibi etmenin yoludur. toplumculuk halkın kendi¬ne sahip çıkması, halkın iktidarı almasıdır. toplumculuk kula kulluk etmenin son bulmasıdır.
sen neden bir başkasının kulu kölesi olursun? çünkü senin topra¬ğın yoktur. ya da aileni geçindirmeğe yetmez elindeki toprak. gider ağanın toprağında ırgat, maraba, azap, ya da yarıcı olursun. artık sen kendine sahip değilsindir. artık karın, çocukların, her şeyin ve senin kendin, ağanın mallan olmuşunuzdur. ağa artık her şeydir, sen ailenle artık ağanın kullarısınızdır.
ya da sen şehirde yaşıyorsundur. köyden göçmüşündür şehre. şehirde iş peşinde koşarsın. înşaatta çalışırsın; fabrika kapılarında sıra beklersin veya yabancı diyarlara gidersin iş bulmak için. ve fabrikada sana ait olmayan makinelerde sana ait olmayacak çeşitli mallar yapar¬sın. ürettiğin bu mallar senin alın terin, senin göz nurun olduğu halde, sen bunları kullanamazsın. kumaş dokursun ama sırtındaki gömlek yırtıktır, pantolonun yamalıdır. ve sen her gün işten atılmak korkusu içinde yaşarsın, artık sen hür, özgür bir insan değilsin. hayatı işvere¬nin, patronun bir işaretine bağlı bir tutsaksın.
sen küçük esnafsın, zanaatkârsın, tutalım küçük bir kunduracısın. kösele, deri, çivi fiyatlarını büyük patronlar tayin eder. bunlar sana ge¬lene kadar kaç aracının elinden geçer ve fiyatları daha’ da yükselir. sen işini yürütebilmek için krediye muhtaçsın. oysa bankalar sana muh¬taç olduğun krediyi vermezler. açılan kredinin faizi de seni boğar. son¬ra malını değerine de satamazsın, hâlbuki kundura fabrikalarının re¬kabeti de seni ölüme mahkûm etmiştir.
demek ki kardeşler, dertlerimizin kaynağı, toprakların, madenlerin, bankaların, ticaretin ve fabrikaların bir avuç sermayecinin tekelinde toplanmış olmasıdır. emeğini değerlendirecek olan vasıtalar, araçlar senin elinde değil. senin elinde yalnız emeğin var. senin emeğini de¬ğerlendirecek vasıtalar bir avuç kapkaççının malı. bundan dolayı sen hep bu bir avuç sermayecinin eline bakar durumdasın.
emekçi kardeşler,
toplumculuk işte bu duruma son veren düzenin adıdır. anayasa¬mızın emrettiği gibi toprak köylüye dağıtılacaktır; madenler, ormanlar millet malı olarak halk eliyle millet yararına işletilecektir. dış tica¬ret, bankacılık ye sigortacılık da millet yararına işleyecektir. bir avuç vurguncunun sağladığı milyarlık kârlar halka hizmet için harcana¬caktır. dış ticaret, bankacılık ve sigortacılıktan elde edilen milyarlık kârlarla hastaneler, okullar, koy yolları yapılacak köye su getirile-cektir. toplumculuk, demir çelik sanayii gibi millî ekonominin kilit taşı durumunda olan büyük işletmelerin de millet malı olarak hal¬kın eliyle ve millet yararına işletilmesi demektir. böylece vatandaş kendine ait araçlar, vasıtalarla kendisi için çalışan hür bir emekçi durumuna gelir. bir başkasının kulu kölesi olmaktan kurtulur.
toplumculuk, hayatın, işin, gücün ve de. sağlıkla ihtiyarlığın si¬gortalı olması demektir. toplumculuk insanca yaşamak, boş zamana kavuşmak, boş zamanlarını insanca değerlendirmek, daha çok mal mülk sahibi olmak; toplumculuk, okumak, yazmak, cehaletten kurtul¬mak, kültüre kavuşmak demektir.
toplumculuk hürriyet demektir. insanı köleleştiren zincirlerin kopmasıyla insanlar özgürlüğe kavuşacaklar ve kazandıkları insanlıklarını yeniden ve daha zenginleşmiş olarak bulacaklardır.
toplumculuk ahlâk demektir. kardeşçe dayanışma hâlinde elan ve insanı en yüce değer olarak tarayan bir toplumda ahlâk kuralları yepyeni bir temel üzerine oturur.
toplumculuk doğruluk demektir. toplumculuk insana saygı ve sevgi demektir. hiç kimseye zorla bir iş yaptırmamak demektir. top¬lumculuk yurtseverlik, milletseverlik, insan severlik demektir. top¬lumculuk bütün milletlerin kardeşçe, barış içinde yaşaması demektir. dinler, mezhepler, ırklar arasında kardeşlik demektir.
kardeşler,
şimdi toplumculara kimlerin, neden iftiralarla, taşlar ve sopalar¬la saldırdıklarını anlıyorsun değil mi? çıkarcılar, kurulu düzenin bo¬zulmasını istemeyenler, toplumcuları kötülerler.
bunlar ırz, aile düşmanıdır, bunlar hürriyet düşmanıdır, din düş¬manıdır, bunlar vatan düşmanıdır derler. sen uyanmayasın diye her yalanı söylerler, sana bindiğin dalı kestirirler. ama artış ne yapsalar nailledir, boştur.
gün işiyor. sen ak koyunlara kara koyunu artık ayırt etmeğe başladın. bak bu partiyi bir avuç emekçi burdu ve dört buçuk yılda para siz pulsuz, hem de iftiralara, suçlamalara, taşlı sopalı saldırılara rağ¬men işte bugünü bulduk. 51 ilde seçimlere katılıyoruz. her yerde tür¬kiye işçi partisini konuşuyorlar. artık türkiye işçi partisi gerçek bir güç haline geldi. ve bu seçimlerde sen ona oy vereceksin. senden olan¬lar büyük meclise girecekler ve güzel, mutlu günler başlayacak? emekçinin baş tacı olduğu ailesi, çoluğu çocuğuyla efendice yaşadığı mutlu günler sürdüğü, ileri, toplumcu, bağımsız türkiye’yi el birliği ile mutlaka kuracağız.
yaşasın emekçiler, yaşasın türkiye.
tşkler:)